18 Aralık 2013 Çarşamba

Bazen hayatınızın erkeğini bulduğunuzu sanırsınız. Tam aradığınız özelliklerdedir. Bakışı, gülüşü, konuşması, karakteri. Hatta belki işi, arabası, evi tam istediğiniz gibidir. 
'Evet. Doğru adam bu !'
 dersin. Ama bir şeyler eksiktir, farkedersin. Kafayı yersin neyin yanlış olduğunu, nerde hata yaptığını bulmaya çalışırsın. Sanki her şey size ve ilişkinize karşı gibidir. 
Oysa ne kadar yakışıyorsunuz dimi ?
Boşlukları neyle doldurmaya çalışıyorsunuz ? Aptal küçük hediyelerle mi ? Seksle mi ? Yoksa yalanlarla mı ? Bence daha fazla uğraşmayın.
ProfiIe çok uyuyor olabilir, ama doğru insan değil.
İşte tamda bu nedenden dolayı bir şeyleri düzeltmek için boşa kürek çekmektense,  'Doğru Adam'ı bulabilmek için yolunuza devam etmelisiniz
Herkesin bir 'Bay Doğru'su vardır. Ve siz doğru olmayan insanlarla vakit kaybetmeyin.
Umudunuzu asla kaybetmeyin, doğru insan bir yerlerde sizi bekliyor.

14 Aralık 2013 Cumartesi

Her Çocuğun Büyüdüğü Bir An Vardır

           Mucizelere inanır mısınız ? Çocuklar inanır.
Bende inanırdım. 
5yaşındaydım yılbaşı arifesiydi, dedem ve babaannem bizdeydi. Ailecek bir yılbaşı kutlicaktık ve benim Noel Babadan istediğim tek şey adını Maviş koyabileceğim masmavi bir muhabbet kuşuydu. Ve dedem yani benim en büyük kahramanımın bana o istediğimi vericeğinden emindim. Uyandım yılbaşı ağacının altına baktım her zaman olduğu gibi oraya benim için sürpriz yumurta koymuştu ama sadece yumurta vardı başka hediye yoktu. İçim burkuldu hatta çok üzüldüm ama akşam hediyelerimizi verirken sürpriz yapıcak diye umut ediyordum. Akşam oldu hediyelerimizi verdik. Kuş yoktu. Onun yerine capcanlı kırmızı bir mazot almıştı bana. Tam olarak istediğimi alamasam da kahramanım beni mutlu etmeyi çok iyi biliyordu. Saat yaklaşmıştı geri sayıma başlamak için hepbirlikte balkona çıktık. 10.. 9.. 8.. Karşımda duruyordu, masmaviydi, üşümüştü. Dedemin boynuna atladım, çok sevinmiştim. Hemen kuşu alıp içeri girdim. Ona su verdim. Ben Mavişimle ilgilenirken annemle dedemin konuştuklarını duydum. Dedem kuşlar hiç bir alakası olmadığını muhtemelen evden kaçtığını ve bunun bir tesadüf olduğunu söylüyordu. O kadar mutluydum ki en çok istediğim şey olmuştu. Bana onu Noel Babanın getirdiğine inanıyordum. Ertesi gün dedemle gidip Mavişimle için kafes ve yem aldık. Çok güzel dev gibi bir kafesi vardı dedem Mavişime iyi bakarsam ona arkadaş getireceğini söyledi, zaten söylemese de gözüm gibi bakıyordum ona. O benim mucizemi. Sonra bi sabah Mavişimle konuşuyordum, kafesin kapağıni açtı birden çok şaşırmıştım. Gitti balkon demirine kondu, gitme dedim. Kafesin çok güzel, seni çok seviyorum neden gidiyorsun ki ? Ama dinlemedi. Kuş işte, uçtu gitti. Sadece bi kaç gün benimle beraberdi ama ona o kadar alışmıştım ki. Çok ağladım arkasından ama geri gelmedi. Bana iki tane kuş aldık Fıstık ve Fındık ama ikiside Mavişimin yerini tutamadı asla o kadar sevemedim onları. Dedem bunu farketti geldi benimle uzun bi konuşma yaptı.
'Bak' dedi 'o senin yılbaşı hediyendi Noel Baba onu seni mutlu etmek için yolladı ve sen çok mutluydun. Şimdi o gitti, nereye gitti biliyo musun?' Hayır anlamında başımı salladım. 'Uzakta bi yerde çok üzgün bir çocuk var ve mutlu olması gerekiyor. Maviş onu mutlu etmek için gitti.' Maviş benimle olmadığı için üzgündüm ama başka çocuklar üzülmesin diye gittiğini duyunca mutlu olmuştum. Ama o sırada tek düşündüğüm ve söylediğim şey 'ama Mavişim o kadar uzağa nasıl uçacak ki?' Dedem güldü 'Merak etme Maviş özel bir kuş ona hiç bi şey olmaz' dedi.
Yıllarca Mavişime benzeyen her mavi kuşu o sandım birilerini mutlu ettiğini düşündüm. Ta ki dedemi kaybedene kadar.
O gün dedemden nefret ettim kızdım bana verdiği bir çok söz vardı hiç birini umursamadan beni bırakıp gitmişti. Bana hep 'mucizelere inan' derdi. Bende inanırdım. Hep bir mucize olucağını dedemin geri dönüceğini düşündüm. Mucize falan olmadı, dönmedi.
Ben o gün mucizelere inanmayı bıraktım. 1 Aralık dedemin beni, benimde mucizelere inanmayı bıraktığım gün. 
O gün benim artık çocuk olmaktan çıktığım, benim büyüdüğüm gün.
Her Aralık ayının başında mucize diye bir şey olmadığını kendime tekrar tekrar söylerim. Ama ayın 31inde yine bir umutla bir mucize beklerim. Ama olmaz.
Mucizeler çocuklara özeldir.
Büyüdüğünüz gün, mucizelerden vazgeçtiğiniz gündür.

21 Mayıs 2013 Salı

Kaybetmeyin, Farkedin.


    Her şey zaten elinizden alınana kadar değersiz değil midir ? Bu sevgiliniz de olabilir, herhangi bir eşyanızda. Sadece ona sahip olmanın verdiği güvenle değersizleşir ve kaybettiğiniz anda en değerliniz haline gelir.
                      Belki de güven sadece basitleştiriyordur.
    O kadar zor olarak görülen bir olgu bir nesneye yüklendiği anda tüm değerini yitiriyordur belki de. Haklısınız. Belkilerle hayat geçmiyor.
    Onları dinlemediğimiz için yakınan insanlar mesela, sürekli akıl verenler. Yaşamadan kim neyi öğrenmiş ki, kaybetmeden kim değerini anlamış ?
    Annenizi seviyorsunuz değil mi ? Belki de her şeyden çok onu seviyorsunuz hayatınızda ki en değerli insan o. Ama annesini kaybetmiş bir insan için sizin sevginiz sizin verdğiniz değer hiçbir şeydir.
    Güven duygunuzla verdiğiniz değer doğru orantılıdır. Ama bunu farketmeniz tam ters yönde hızla ilerliyordur.
    Olay bu kadar basit aslında bir şeye sahip olursun, ona değer verirsin, o sana güven verir sonra elinden kaçar gider sende ona değer verdiğini farkedersin.
    Çabalayın.
    Size güven veren şeyler elinizde tutmak için, değer verdiğiniz şeylere bu değeri göstermek için bunu hissettirmek için çabalayın. Hoş bliyorum ki bende sizde diğer herkes gibi aynı yaşammımıza devam edicez ve kaybetmeden sahip olduklarımızın farkına varamıcaz.

16 Mayıs 2013 Perşembe

Yalnızlığımla Başbaşayım


    Yalnızlığımı sürekli geçiştiriyorum, kalabalık ortamların arasına saklıyorum, ama asla ondan kurtulamıyorum.
    Artık kimseyi sevemiyorum. Sevmek, sevişmekten daha zor geliyor. Anlamıyorum. Anlamlandıramıyorum çevrenin davranışları. Hepsi çok uzak ve bilinçsiz.
    Yoruldum.
    Yakın gözüken insanların aptallıklarından, yanımda olması gereken insanların uzaklığından yoruldum.
    Kendime vakit ayırırsam geçiceğini söylemişlerdi, her zaman olduğu gibi yine yanıldılar. Kendimle asla başbaşa kalamadım, yalnızlığım hep yanımdaydı beni hiç bırakmadı. Bana sadık olan tek şey sanırım yalnızlığımdı.
    Yalnızlık hayatınızın bir parçası haline geldiğinde yalnız kalamamaya alışıyosunuz. Şanslı olanlarınız var, bunun sahte olduğunu anlayabilicek kadar zeki olanlar. Bir de bu durumdan memnun olabilicek kadar akılsız olanlar.
    Ve bazen tanımadığınız insanların bir kaç kelimesi hayatınızı değiştirmeye yeter. O bok gibi hissettiğiniz anda duyduğunuz bir kaç kelime..
    Bir daha asla duyamıcağınız ama hep aklınızın köşesinde kalıcak olan.
    Tıpkı ilk aşkınız gibi..

17 Mart 2013 Pazar

Her Kadın Sürtüktür

'Sen ne saçmalıyosun ?' 'Sen kendine ororospu mu diyosun şimdi ?' 'Böyle bi genelleme yapamazsın.' diyen hatunlar, hatunlarımız. Daha sürtük kelimesinin anlamını bilmeyen hayatın onu nereye sürüklediğini göremeyen hatunlar. Herkesin aynı anlamda kullandığı ama çok farklı anlama gelen bi kaç kelimeyi anlatıcam size ve sizde her kadının neden sürtük olduğunu çok iyi anlıcaksınız.
Öncelikle kevaşe, bu aralar çok fazla duyduğumuz bi kelime. Kevaşe demek kötü yola düşmüş insan demektir ama daha çok bunu farkettirmeyen insanlara söylenir. Bi nevi melek yüzlü şeytan.
Mesela kaltak, hepiniz bu kelimeyi kullanmışsınızdır. Ama anlamı ne ? Kaltak demek içindeki orospuluğu bastırmış fakat zaman zaman bunu engelleyemeyen su yüzüne çıkaran ve gerçekten pişman olucağı şeyler yapmış, yapıcak olan kadınlara söylenir. Bazı kadınlar, bazen kaltaklar.
Fahişe ? Fahişeler bu işi para karşılığında yapanlardır. Seks işçisi denilen türden. Bu insanları asla yargılamayın sizde hayatınızda yanlışlar yaptınız, yanlış yapmaya zorlandınız. Onların yanlışları çok büyük sadece.
Herkesin dilinde bi orospu almış başını gidiyo zaten. Eski sevgilinin yen sevgilisi mi ? Matematik hocanız mı ? Yoksa şu asistan mı ? Dışardan bakıp onları orospu olduğunu düşünemezsiniz orospular her yerdedir. Onlarda para karşılığı seks yaparlar, onlarda yanlışlar yapmışlardır. Tıpkı fahişeler gibi. Ama orospulara para veremezsiniz. Onlara pahalı hediyeler alır, lüks mekanlarda yemeğe götürür ve hiç yaşayamicakları bi hayatı sunarsınız, onlarda sizinle seks yapar.
Son olarak her kadın sürtüktür demiştim size. Sıra sürtükte. Sürtük ne biliyo musunuz ? Sürtük çok gezen kadın demek, sürtük hafif meşrep bi kadın demek, sürtük yaşamayı bilmek demek. Her kadının özenerek izlediği dizilerde filmlerde ki o sonunda hep mutlu olan kadın demek sürtük. Sürtük bir kadın eğlenmeyi bilen bir kadındır. Bir sürtükle dışarı çıktığınızda çok eğlenirsiniz size mükemmel şeyler yaşatabilir bir kaltak gibi sizinle girdiği mekandan başkasıyla çıkmaz. Geri dönerken yine yanınızdadır. Bir kevaşe gibi duygulardan yoksun değildir, sever, üzülür, ağlar. Ama hep mutlu gözükmeye çalışır. Bir sürtük cebinde parası olmadan da cebinizde paranız olmadan da sizin yanınızda durur eğlenmenin bi yolunu bulur. Sürtüklerin tek sorunu ne biliyo musunuz ? Belki de tek yanlışları.. Sürtükler gerçek dünyadan kaçarlar. Sürtüklerin ayakları yere basmaz. Sürtükler kendi dünyalarında yaşarlar. Ve sizde sakın bu oyunu bozmayın.

22 Ocak 2013 Salı

Ben Kimim ?

Her zaman hayatımızın her yerinde bazı şeyleri ararız ve aynı şekilde sürekli bir şeyler kaybederiz. Aradıklarımız aslında bir kişi, bir yer ya da bir nesne değildir, aslında tam olarak kendimizi ararız. Kendinizi ifade edemediğinizi düşündüğünüz, kimsenin sizi anlamayacağından emin olduğunuz zamanlarda sadece etrafınıza bakın orada kesinlikle sizi anlatan bir şeyler vardır.
                                                  'Ben kimim ?'
Bu aslında sürekli karşılaştığımız ama kendini gizleyen bir soru. Gizlendiği yer mi ? Aradıklarımız. Aşkı mı arıyoruz, o zaman hoşlandığımız insanlar bizim kim olduğumuzu gösterir, arkadaşlarımız, yaşamayı sevdiğimiz yerler, sürekli gittiğimiz bi cafe.. Bu böyle uzar gider.
                        'Ben neden benim ?'
Bunun cevabı daha da basit 'kaybettiklerimiz'. Belki arkadaş, belki sevgili, anne, baba belki de bekaret. Bu kavramları kaybetmek değil önemli olan. Sizi siz yapan bu kavramları neler uğruna kaybettiğiniz.
Sınıfta kaldım, sevgilimden ayrıldım, arkadaşımla küstüm, annemi ağlattım, babamla kavga ettim... Daha saymicam böyle şeyler işte. Şimdi bunların karşısına kocaman bir 'NEDEN?' yazın işte bu sorunun cevabı sizin kim olduğunuzu belirler.
İşte tüm bunlar bir kendini ifade biçimidir. 
Kim olduğunuzu herkese göstermenin zamanı ama bunun için kendinizi tanımalısınız.

13 Ocak 2013 Pazar

Salak Kız Gibi Davranmayı Kes !




Son 2 haftadır sürekli duyduğum bi replik. Can sıkıcı olabiliyo bazen ama haklı olduklarını bilmek daha da sıkıyo canımı. Şimdi ne alaka diceksiniz o yüzden hemen anlatıyorum. Ben bi çocuğa aşık oldum 7 aydır falan platonik bi hoşlantı içerisindeydim(saplantılı bi şekilde değil tabi hayatıma devam ettim canım) ki 2 hafta önce beni arayana kadar. Aslında 2 hafta da değil 1 ay önce ben aradım bunu gel görüşelim falan diye o gün başladı her şey zaten. böyle bi konuşmalar şakalar kahkahalar havalarda uçuşuyo. Arada romantik romantik konuşmalar laf çarpıtmalar falan gayet iyiydik yani. Sonra buluştuk eğlendik gezdik tozduk yine iyi her şey, ertesi gün adamdan ses yok çıldırıcam ama kafayı yiyorum okulda. Dayanamadım dersin yarısında çıktım aldım biletimi döndüm Bursa’ya hani bi kafam dağılsın arkadaşlarımı göriyim falan diye. Baktım olmuyo msj attım ama cevap gelmicek eminim yani. 5dk sonra tak msj ben şoktayım tabi neyse konuştuk ettik falan sonra ben döndüm İstanbul’a yine görüştük her şey yine güzel ama ertesi gün yine ses yok. Artık dayanamadım attım msj -kısmi bi ilanı aşk- dedim ki bak benim ne düşündüğümü biliyosun zaten sende düşün aricam seni. Akşam aradım konuştuk 1buçuk dakika sürmedi konuşma zaten ne bekliyosunuz ki verdiği cevap yok ben öyle bişi düşünmüyorum seninle. Tamam dedim bende merak ediyodum ne düşündüğünü ona göre davraniyim diye falan kıvırmaya çalıştım (artık ne kadar olduysa). İki gün sonra bi arkadaşa anlatttım olanları konuştuk ettik kalktı yanımdan 5dk sonra bi baktım arıyo bu bebe sen işte herkese anlatıcak mısın o konuyu kapatmadık mı biz öyle her şey herkese anlatılmaz bazı şeyler özeldir sayıp duruyo bana. E bende ne olduğumu şaşırdım cevap veremiyorum. En sonunda dedim tamam yaa konuyu kapattık zaten anlatmam kimseye de çok da sorun değil bitti gitti işte falan diyorum ama o nası bi coolluk sanki 5 dk önce ölüyorum getirin onu o benim olucak diyen ben değilmişim gibi. Neyse en son o yüzsüzlükle konuyu arkadaş kalalıma falan getirdim bu da hee iyi falan dedi kapandı gitti konu. Tabi ben durur muyum asla tüm ortak arkadaşlarımıza anlatıp dert yanıyorum böyle böyle oldu bana bunu dedi ben napıcam şimdi falan diye en sonuna da “kimseye hele o na sakın söyleme”yi de eklemeyi unutmuyorum tabi. Neyse bunlar da bana hep aynı şeyi söylüyo sen istesen onu parmağında oynatabilicek bi kızsın ne hale getirdin kendini aptal gibi davranma kendine gel bak neler olur o zaman gör kendin gibi ol diyip duruyolar. Tabi bunları duyunca benim totom havalara çıkıyo ama bi yere kadar çocuğunn adını duyunca bile elim ayağıma dolanıyo hala parmağında oynat diyolar. Oynatabilicek durumda olsam ne diye bu işkenceyi çekiyim dimi. Ama yok anlamamakta ısrar ediyolar. En son sessizliğimi koruyup beklemeye karar verdim daha doğrusu bu kararı vermek zorunda kaldım çünkü elime yüzüme bulaştırdım. Kimseye bi şey anlatamayınca bende yazıyım dedim iyi geldi valla ama şimdi farkettim ki bebe de az değilmiş kiminle dans ettiğini bilmiyo henüz. Ben bu gazla bırak parmağımda oynatmayı aklını alır şebeğe çeviririm onu. Ohh kendime geldim şimdiii “açılın uleyn ben geliyorum” demenin vaktidir dostlar. 

11 Ocak 2013 Cuma

CUMARTESİ

Sen benim için bir cuma gecesi gibiydin, sesin yüksekti, eğlenceli ve bir o kadar da değerli. Ama sabah erken kalkmanın verdiği uykusuzluk ve tüm haftanın yorgunluğu sende birikmişti. İstemesem bile zorunluluktan vardın hayatımda. Sadece cuma gecesi olduğu için eğlendiğime inandığım ve sadece cuma gecesi olduğu için eğlenmeye çalıştığım bir şey.
Hayatım boyunca aradığım ve bulana kadar vazgeçmeyeceğim tek şey ise cumartesi gecesi. Tüm haftanın tüm hayatın yorgunluğunu attığın, kendini eğlenmeye zorladığın cuma gecesinden sonra güzel bir uykuyla gözünü doyuran, hevesini alan bir çok şey yaşamana rağmen ruhunun açlığını gizleyemeden uyandığın ve sadece gece için heyecanlandığın bir gün, cumartesi günü. Geceye gelince de önceki gecenin acemiliği ve bayağılını üzerinden atarak ne istediğini bilir halde eğlendiğin bir gece, yani cumartesi gecesi sana özel ve kendi cumartesi geceni bulana kadar hiç bir zaman kendini tam hissedemeyeceksin.

10 Ocak 2013 Perşembe

Ya Sen Naber Ya ?

Her gün yaptığın gibi öğlene hatta akşama kadar uyudun. Sonra uyandın telefonuna gelenleri kontrol ettin, twitter'a girdin, sen uyurken ne olmuş ne bitmiş onu öğrendin. Yataktan kalktın, belki bi duşa girdin, sonra direk mutfağa.. Açık buzdolabı karşısında bi kaç dakika oyalandın, sonra vazgeçtin bilgisayarını açtın. Her türlü sosyal medya sitesine girdin, belki gazetelere baktın.. Üstünü değiştir dışarı çık. Arkadaşlarınla görüştün, konular hep aynı o kızın poposu, bu çocuğun omuzları, bak şu ne yazmış kesin buna yazmıştır... Belki sonra bi dostunla buluşur dertleşirsin biraz.. Sonra başka arkadaşlarının yanına gittin bi kaç bira içtin, biraz fazla mı içtin sen ? Her neyse eve döndün uyuyamadın twitter'a girdin saçmaladın. Sonra o kafayla o tivitleri silmekle uğraştın. Bunları yaparken susuzluktan ölüyosun ama su alıcak halinde yok. Belki kafan biraz dumanlı yine bi şeylere tutuldun.. Sonra bi mesaj geldi telefonuna 'kanka skype', makaranı yaptın sabah oldu uyku vakti geldi.. Uyudun..

Şu an çoğumuzun hayatı bu yukarı da okuduğunuz gibi. Asıl soru 'hayatımız neden böyle?' değil, 'hayatımızın böyle olmasından neden memnunuz?'. Abi şimdi açık konuşmak gerekirse hepimizin hayatında bok gibi giden şeyler var. Aşk, aile, sağlık, para.. Biri doğru gitse ötekini düzeltemiyoruz. Ve bu yaşam biçimi bizim kaçış yöntemimiz. Ne kadar uyursak o kadar az düşünürüz. Ne kadar kafamız iyi olursa o kadar rahatlarız. Ne kadar makara yaparsak o kadar umursamaz oluruz.
Çoğumuzun mantığı aynı ve aynı yöne doğru ilerliyoruz.
ARKADAŞLAR BÜTSÜZ GEÇİLEBİLİYO !
Ama okula gidenler geçebiliyo biz değil. Sanal çevremizi genişletip onu reele taşıyan insanlarız biz. Çünkü reel çevremiz artık bize yetmiyo. Çünkü insanların bizi anlamadığını düşünüyoruz (ki cidden anlamıyolar bence). Biz uzaylı değiliz abi bu kadar kasmayalım kendimizi. Herkes herkesi anlar ama aynı şeyleri aynı şekilde hissedemez sadece bu kadar basit. Ve biz bunu dünya meselesi haline getiriyoruz. Pardon da şu an benim sorunlarım hanginizin sikinde ? Şu an tamamen yazının çizgisinden çıktım ve nereye gidiyo bilmiyorum.

Her neyse biz bunları yaşarken (yani kaçarken) kimse bize çıkıp sen napıyosun arkadaş bi kendine gel demiyo. Demiyo abi dese de ne kadar içten ? Bence içten falan değil. Ama emin olun ki bunu size çok içten bi şekilde soruyorum
'Ya sen nabersin ya ?'.

9 Ocak 2013 Çarşamba

Uzun Zamandır Sevgilim Yok.

Bir an kendin kötü hissedersin canın sıkılmaya başlar işte o an senin tamamen yalnızlıktan öldüğünü fark etmen gereken andır. Sana her selam veren erkeği kendine aşık etmek istersin, bir gün içinde potansiyel sevgili adaylarının hepsiyle görüşürsün. Herkes senin olmayan aşk hayatından sıkılmaya başlamıştır, bir konuşma içinde anlattığın 15 farklı insanın isimlerini akıllarında tutamamaya başlarlar sende buna sinirlenirsin, seni önemsemediklerini düşünürsün. 'Merhaba depresyon!' artık iyice saçmalamaya başlamışsındır. Her gece dışarı çıkarsın tabi farklı insanlarlasındır, ama her zaman masanda dikkat çeken bir erkeğin olmasına özen gösterirsin ve tabi diğer hatun kişilerin sevgilileriyle gelmelerini istersin, sevgilisi yoksa ve senden güzelse o kızı masada barındırmazsın bile. O andan itibaren tavırların, konuşmaların değişir, daha flörtöz bir havaya bürünürsün. Normalde peçete olsa sümüğünü silmeyeceğin insanlarla flört etmeye başlarsın. 'Hoş ama boş' dediğin erkekler bile sana potansiyel sevgili gibi gözükür. Gece telefonuna bakarsın ilk hangisi ararsa onunla başlicam diye sonra aslında içinden geçmeyen biri arar 'tamam o zaman son arayan olsun' gibi saçma sapan düşüncelerin içinde boğulursun. Yolda yürürken yok ışık yanarsa burak yanmazsa can gibi totemler yapar buna uygun hareket edersin. Artık iyice zıvanadan çıkmışsındır en kötüsü de uzun zamandır görmediğin yakın arkadaş grubunla buluşmandır. 4 kız buluşursunuz sonra biri gelir 'naber tatlım' der ve arkadaşlarınızdan birine sarılır sonra yanınıza oturur ve biri daha gelir diğerine sarılır otururlar sarmaş dolaş karşınızda. Onlar adına mutlu olsanda için içini yiyodur. Herkes mutlu sevgilisiyle karşında otururken sen orada tek başına can sıkıntısından patlarsın(bu arada dördüncünün sevgilisi de kesin şehir dışındadır ve oturduğunuz süre boyunca telefonla arayıp rahatsız eder ya da mesaj yağmuruna tutar). Artık kendine iyi bir sevgili bulmanın zamanı geldiii. Bakıma gidersin, kuaföre gidersin ağdaya gidersin kendini çekici hissetmek için bir çok şey yaparsın. Sonra baktın dişine göre biri yok hala artık hiç birine ihtiyaç duymazsın 'beğenen en paçoz halimle beğensin umurumda değil hiç biri' repliklerine başlarsın, dünyan kararır depresyonun sana verdiği yetkiye dayanarak del gibi abur cubur yer, romantik film izler, ağlar, yataktan çıkmazsın. Sonra bir gün dışarı çıkarken en sevdiğin pantolonunun sana olmadığını fark edersin işte o an hayatın gözlerinin önünden film şeridi gibi geçer, ölmek var dönmek yok başlarsın diyete. Ama nerde sende diyeti sürdürücek yürek. Bi depresyon bi depresyon bi depresyon daha bi tane daha bi tane daha bi ta.... Sanırım düzenli bir ilişkiye ihtiyacım var.

Bir Gün Diyete Başlamıştım

sabah uyandım enerjiklikte son noktayım
'bu gidişle bugün bile 10 kilo veririm ben heheheheh' modunda ilerliyodum.
akşam oldu dışarı çıktım ve...
'sikmişim diyeti ya bana bi şey olmasın'


“yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılırsa yalnızlık olmaz.” demişler biz burda bi şeyler paylaştığımıza göre yalnız değiliz. o zaman sevinelim.

Asıl Önemli Olan Bakış Açısıdır

Asıl önemli olan bakış açınızdır şu hayatta.
Ve belki de öğrenmeniz gereken ilk şey hatta ilk şey bi olaya nasıl bakmanız gerektiğidir.
Bi olaya, bir soruna, bir paradoksa ne yönden bakmanız gerektiğini bilirseniz çözüme bir adım daha yaklaşmısınız demektir.
Farkı bakış açıları edinin.
Tabi bu bakış açıları kendiliğinden gelişmez. Yeni insanlar, yeni ortamlar, yeni yerler görerek keşfedersiniz.
Ama en önemlisi de kendinize bakış açınızdır. Doğru yaklaşım doğru yolda sapmanızı engeller.


Özledim AMK

İki yıl önce deselerdi ki bana bu halini çoook özliceksin 'hadi lan ordan' gibi bi cevap alırlardı. Tamam belki biraz daha sert. Ama şu an o iki yıl önceki halime dönebilmek için çok şeyden vazgeçebilirim sanırım. Mutsuz muyum ? Hayır. Pişman mıyım ? Asla -ben pişman olmam-. Hani ama yine de o zaman çevremde olan insanları özlemiyo değilim (hatta köpek gibi özlüyorum) ama kısmet işte. Bitiresim var yazıyı yazdıkç.a yazasım geliyo bu konu hakkında. Ama bilmeniz gereken kısım sadece bu, özledim.

Kalbimde ki cenneti yaşamaktansa onların bedeninde cehennemi tatmayı tercih ettin.

Yalan ve Gerçeklik

Ve güneş yüzünüze çarptığında en büyük gerçeklikler yalana en büyük yalanlarsa gerçekliğe bürünür. Ve gerçeklikte ölüm vardır. Yalanla gerçek bir olduğunda, her şey tek bir çizgi üzerinde toplandığında ve bileğinizdeki kırmızı ipi kestiklerinde.. Siz, artık yoksunuz. İşte bu yüzden yalan ve gerçeklik asla bir araya gelmezler hayatta. Nefes alırken içinize çektiğiniz gerçekleri yalan olarak dışarı bırakırsınız. Gerçekler hep değişir ama yalanlar aynı kalır.. Yalanla gerçeklik birleştiğinde, yani yok olduğunuzda, aslında en başa dönersiniz.. Tüm hayallerin başlangıcına. Ve emin olun o an yapabileceğiniz en iyi şey inanmaktır. Çünkü eğer inanmazsanız hala kaybedebilirsiniz ama inanırsanız.. Gerçekten inanırsanız hayalleriniz sizi doğru sona götürecektir.

8 Ocak 2013 Salı

Mahsur Kalmak

Ah sevgili beni kalbinde mahsur bıraktın,
Tıkadın tüm yollarımı, çıkışlarımı kapattın...
Ben seni çok sevmiştim sen bana niden büle yaptın dııııırııınnn dııııırıııın
Benden bu aralar romantik bi yazı beklemeyin gençler romantizm en fazla bu kadar oluyo. Ama başlıkta da dediğim gibi gerçekten mahsur kaldım.
Yarın haftalardır uğraştığım tezimin teslim günü. Bende bursaya gittim son hafta daha rahat çalışabilmek için. Sonrası belli zaten kar, kıyamet, fırtına...
Her neyse bu sabah uyandım sevgili okulumun sevgili rektörlüğünü aradım hatunun biri çıktı sordum çarşamba okul var mı yollar bok gibi ablacım ben bursadan gelicem dedim hatunun cevap aynen şu 'Ya şey biz meteorolojiyi aradık zaten çarşamba kar yağmıcakmış bugünde durcakmış birazdan. Tatil falan değil gel okula kalırsın gelmezsen.' (YARRRRRRAK YAĞMICAK) Şimdi ben o ablamızı arayıp küfür etmiyim mi ? İtin götüne sokmiyim mi ? Bunları yapsam haksız mı olucam nolucak yani. Neyse tabi ben kalktım bursadan bindim otobüse geldim istanbula. Geldim gelmesine de daha Nilüfer Turizmden çıkamadım ki. Resmen mahsur kaldım burda. Taksi gelmez servis kalkmaz. Yalan olmasın bi tane taksi geldi ona da dedim abi ben Maltepe üniversitesne götür diye. Adam çok güldü ama ben göremedim pek götüyle güldü çünkü. Dağın başında yaşadığım için. Neyse (ben hala Nilüfer Turizmdeym bu arada) Demirhan'ı falan aradım hatta bi önceki yazım onunla ilgiliydi (şimdi anlamışsınızdır neden Demirhanla ilgili yazı yazıdığımı). Burası bok gibi soğuk göt donması değil bu ben komple bi göt oldum ve öyle dondum yani şu an. Ha bi de benmle dalga geçen 'sevyesiherif'' ler var mesela umurhan gibi. UMURHAN SENİ SİKERİM BEBEĞİM :'). Her neyse sıkıntıdan böyle siktiri boktan yazılar yazıp sizi meşgul ediyorum kusuruma bakmayın artık. Eğer burada donarak ölürsem mezar taşıma 'Yeni nesil Maltepe Üniversitesine gitmeyin, Hatun kişiler Umurhandan uzak durun, Aşkım seni çok seviyorum muck :*' yazın
Not: Aşkım diye biri yok belki ölünce biri bana sahip çıkar diye yazdırdım.
Not2: Amcam beni almaya geliyomuş yoldaymış o gelene kadar ölmem inşallah dua edin, -Ateistler evrene msj yollasın- Sizi seviyorum :')

Demoralizee

Mahlasından da anlayabiliceğiniz gibi insanı 'demoralize' eden bi kişiliğe sahip bi arkadaşımızdır bu Demirhan. Aslında moralinizi bozduğu gibi birden sizi dünyanın en mutlu insanı da yapabilir -ki bunu pek fazla yapmaz-. Bi sabah uyanıp onunla konuşmak istersiniz ama aynı günün gecesinde yatarken ondan nefret edebilirsini ve bi daha görmek istemeyebilirsiniz. Sizi ağlatabilir ağlatırken gülme krizine sokabilir. Asla ne zaman ne yapacağını  tahmin edemezsiniz. 
Bu Demirhan var yaaa..... (diye başlamak isterdim aslıdna daha samimi bi şekilde ama ağzımın ortasına bi tane vurmakla tehdit ediyo beni şu an) Demirhan hayatınızda tanıyabiliceğiniz en bencil insanlardan biridir -ben bunun kendini koruma yolu olduğunu düşünüyorum, bi çeşit kalkan gibi-. Bu arada Demirhan'ın ego manyaklığından bahsetmezsem çok ayıp etmiş olurum. Minik bir egoist bu Demirhan bazen beni bile solluyo ego konusunda. Asla kendine laf ettirmez. Eleştirebilirsiniz ama yapıcı yönde, yıkıcı yönde eleştirirseniz sizi yıkar geçer orda. Kesin çizgileri vardır bazı şaşmadığı ama onun dışında rahat bi insandır yeniliğe açık yani.
Kısaca Demirhan'ı severim iyi bi insandır. Bu yazının onla ilgili olmasının nedenini de bi sonra ki yazımda açıklarım zaten. Demirhan gibi bi insanı tanımadıysanız gerçekten hayatınız da büyük bi eksiklik vardır. Ha bi de Demirhan'a asla ulaşamazsınız, çünkü o hep 'ulaşılmaz adam' triplerindedir.
Demirhan CANIM SELAM ;))))9

3 Ocak 2013 Perşembe

ARKADAŞINI KALTAK SANAN KALTAK

Hayır anlamıyorum madem arkadaşına kaltak gözüyle bakıyosun niye arkadarşın ? Madem arkadaşın niye kaltak gözüyle bakıyosun ? Bu durumda ortada ki tek kaltak sen oluyosun. Yani sonuçta arkadaşım diyosun kaltak diyosun bana mı diyosun ? Kendine diyosun, mesela ben de diyorum sana KALTAK ! Ama bak ben sana şimdi kaltak dedim ya sen artık benim arkadaşım değilsin, bu kadar basit. Bi de şöyle bi durum var ki senin götü boklu sevgilini ben napıyım ? Zaten görüşmemin tek nedeni senin sevgilin sıfatına sahip olması. Nasıl bi değerin içine sıçtığının farkında mısın sen kaltakcım ? Allah aşkına elini vicdanına koy senden başka kim bakar ki zaten ona ? Bi de beni biliyosun hiç tarzım değil tatlım böyle şeyler. Neyse şu an seninle ilgilenmek istemiyorum daha önemli problemlerim var.
Ama şöyle de bi durum var bu konuyla pek alakalı değil ama arkadaşının aşkını çalan kaltaklar var. Ben mesela onlardan değilim. Sen beni öyle görüyo olsanda benim önümde öyle bi örnek var ki bunun ne iğrenç bi şey olduğunu bana gösteren bi insan. İşte mesela o da KALTAK. Hayır bi de gelip yüzsüz yüzsüz anlatışı yok mu vur kafasını duvardan duvara, dişlerin kopar kerpetenle yetmez çünkü o bi KALTAK. Amacın ne yani dünyada çük mü kalmadı da gidip benim hoşlandığım çocuğu buluyosun ? Bi de bile bile yapıyosun bunu sonra ben kaltak diyince auuv kaltaksın tabi kaltak kaltak kaltak.
Bi de şu var ben şimdi sana ona buna kaltak diyorum ya sen diyosundur içnden sen hiç mi kaltaklık yapmadın sen çok mu uslu durdun diye. Durdum abi. Ben ne arkadaşımın aşkına sulandım ne de aşkımın arkadaşına. Hadi diyelim yaptım bi kaltaklık. Sana ne ? Yaptıysam kendime yaptım sana mı yaptım ne bu saçma sapan tavırlar ? Bi de sen ki bana arkadaşım demiş insan beni tanımıyo musun ? Benim böyle bi şey yapmicağımı bilmiyo musun ? Madem bilmiyosun ne diye arkadaşım diyosun ?
Bak tatlım her türlü sen zarardasın. Şimdi al o sünepe sevgilini, sende al şu arkadaşımız dediğimiz yavşağı siktirin gidin burdan. Arkadaşlığımıza son veriyorum ki vermiştim zaten ama bunu sürekli söylemek sizin gibi ibnelerden kurtulduğumu bilmek bana büyük haz veriyo. Hadi çaaav !

1 Ocak 2013 Salı

Al Sana 'Ekşın'

Zamanın da öküz gibi aşık olduğum bi insan vardı aramızdaki her aşık olduğum gibi hayatta anlaşamayacağım biriydi. Neyse bi gün beşiktaşta arkadaşımdayım aradım bunu napıyosun gel görüşelim falan diye yok dedi gelemem görüşemeyiz iyi dedim bende ama sıkıntıdan ölücem evde arkadaşımda okulda kendi kendime düşünüyorum ne monoton bi hayatım var biraz heyecan lazım bana falan tak telefon geldi 'bi saate beşiktaş pi de buluşalım.'. Arayan o aşık olduğum çocuk heyecandan ölücem ben tabi. Neyse hazırlandım kızı aradım böyle böyle pi ye gidiyoruz diye hiç bi arkadaşın yapmaması gerektiğini düşündüğüm bi şekilde 'iyi tamam gidin' dedi. Neyse buluştuk falan konuşamıyoruz sıkıntıdan patlıyoruz tek konuştuğumuz şey 'bi bira daha' 'evet' o ipadde ben telefonumda bi şeylere bakıyoruz. Tam o sırada kurtarıcı meleğimiz olmaya aday bi arkadaş geldi o gelince ben bi açıldım kahkahalar havada uçuşuyo. (sıkılmayın lan geliyorum sadede aşk hikayesi değil bu). Neyse aşık olduğum çocuk ben gidiyorum falan dedi biraz bozulmuştu muhtemelen bu kahkahalarımıza ve ona ilgisizliğime diğer arkadaş bende taksime gidicem dedi. İyi dedim bende sahile gider biraz çizim yaparım tasarım yarışmasına katılmayı düşündüğüm dönemlerdi o aralar. Arkadaş tuttu kolumdan yürü sende geliyosun benimle taksime diye. Neyse aşık olduğum çocuk bizi bıraktı arabadan inerken dedim ki bak dikkatli ol iş açma başına verdiği tepki şu 'tamam yeaa gelmişim otuz yaşıma zaten senden m akıl alıcam'. Bi saat sonra bizi arayıp ehliyeti kaptırdığını söyledi. Gittik taksime eğlendik falan (asıl konuya giriyorum şimdi) baya kalabalığız machine e gidelim dediler tamam dedik arkadaşın sevgilisi de jokerde çalışıyo biraz durduk ben kızın yanına gidiyorum dedi tamam dedik. Sonra ben çok sıkıldım aradım geliyorum diye dur dedi alıyım yok ya dedim iki adım yol gerek yok alma(keşke de dilim kopsaymış) çıktım machineden gidiyorum jokere doğru yolda dört beş tane yirmibeş otuz yaşlarında adam oturmuş içiyolar biri döndü  bana 'ben var ya seni tek gece de yatağa atar ayakta sikerim' dedi bende (mal olduğumdan dolayı) alkolünde verdiği cesaretle 'siktir lan orospu çocuğu' diye bağırmamla adamın ayağa kalkıp belinden silahı çıkarması bir oldu. Usain Bolt yanımda halt etmiş o nasıl bir koşmaktır 400metreyi 3saniyede koştum nefes nefeseyim ölcem korkudan. İki tane kız geldi yanıma biri insan irisi ki ben iriyimdir o benim üç katım kadar falan diğeri de minnak bi şey gördük biz korkma gelmedi peşinden falan diyolar bana su almışlar sağolsunlar sakinleştirmeye çalışıyolar. Sakinleştim kızlara teşekkür ettim tam gidiyorum bu iri yarı olan tuttu beni noluyo lan oldum birden. Dedim heralde paramı falan alıcaklar cüzdanım zaten arkadaşta dedim telefonu da içime attım bekliyorum hani çantamı falan alıcaklar diye birden iri olan 'Dudakları çok güzel değil mi tam ısırmalık' dedi minnak olan da 'gözleri çok güzel bakışlarına bak şunun' dedi. Dedim içimden beril tamam kızım buraya kadarmış sikicekler seni ama neyle amınakoyim iki tane hatun sonuçta. Durdum zaten sinirlerim bozuk başladım ağlamaya ama nasıl ağlıyorum bağırıyorum bi yandan da 'sevgilim gelicek alıcak beni ben lezbiyen değilim bırakın beni sevgilim gelince görürsünüz siz' diye ama öyle bi sevgili yok yani boşa sallıyorum dolu tutar diye ki tuttu da. Adamın biri tuttu kolumdan 'aşkım saatlerdir seni bekliyorum siz napıyosunuz burda lan kimsiniz siz' diye bağrındı kızlar bastı gitti. O an adam gözümde bir superman bir batman iyilerin dostu kötülerin düşmanı kurtarıcı meleğim. Kafamda adamın boynuna sarıldığım tek ayağımın havaya kalktığı bi tablo bile oluştu. Kahramanım beni jokere kadar bıraktı tam yukarı çıkıcam kendini bitiricek cümleyi kurdu 'joker kapalı ama bana gidelim istersen' bi dumur oldum tüm o hayaller ikiz kuleler gibi yıkıldı 'yok arkadaşlarım yukarda bıraktığın için sağol iyi geceler' dedim. Adam tuttu kolumu bırakmıyo bak gel bana gidelm yok şöyle bana gidelim yok böyle bana gidelim babana git sen öküz hayatımı kurtardın diye vericek değilim heralde sana. Tam ben kolumu çekmeye çalışırken jokerin karşısındaki dürümcünün sahibi çıktı elinde döner bıçağı 'bi sorun mu var gençler' dedi 'yok abi arkadaşta gidiyodu zaten' dedim çocukta döner bıçağını görünce kıstırdı kuyruğu gitti içimden anca gidersin yavrum noldu ha noldu diyorum adam bi döndü arkasını üç buçuk attım direk girdim içeri çıktım yukarı. Olanları anlattım bu olaylardan sonra hala ayakta durabildiğim için beni tebrik ettiler bissürü de beleş içki içtim oh mis oldu. Sonuç olarak gecenin kahramı dürümcü abi gecenin gerizekalısı da ben seçildim.