24 Ocak 2014 Cuma

Ba?l?ks?z Bir Yaz?

Şu siktiğimin şehrinde 4 ay evsiz yaşadım, bi adama aşık oldum sandım. Belki oldum, belki sadece merak ettim. Sonra evime dönmek istedim. Döndüm,  bi evim yoktu
Hiç tanımadığım bi yerde, tanımadığım insanlar vardı
Ailemi buldum, onlarla olmak istedim. Bana her şeyin güzel olacağını söylediler, her zaman böyle söylerler zaten. Ama yalan. Özel günler olsun istedim, doğum günüm olsun istedim, sevdiklerim olsun, beni seven insanlar olsun istedim. Olmadı.  Benim hiç kardeşim de olmadı zaten. Ben insanları kardes gibi gördüm, onlar beni arkadaş. Ben insanları arkadaş gibi gördüm, onlar beni tanıdık. Ben insanı sevdim, onda her şeyi gördüm, o bende hiç bir şey. Benim zor zamanlarımda yanımda olan insan, benim en zor zamanımda beni bırakıp giden insan oldu. Ben hiç hissetmedim. Ailen dışında birinin seni sevmesi, sana değer vermesi ne demek bilmiyorum. Ben çok üzüldüm. Ama ben çok güçlüydüm. Çok güçlü göründüm, etrafım hep kalabalıktı. Ben dokunulmazdım, ama herkes önceliklerine dönene kadar. Benim önceliğim yoktu, benim için her şey öncelikti. Bana kendimi değerli hissettiren her şey, beni mutlu eden her şey benim önceliğim oldu. Ben hiç kimsenin önceliği değildim, olamadım. Olmak istedim ama olmadı. Zaten ben hep isterdim, hep istedim ama hiç olmazdım. Olsun bazen mutlu oluyorum ya o da bana yeter. Bi kaç iyi cümleyle kimin günü kötü gitmiş ki ? Ama benden bahsediyoruz her günüm farklı bi yerde yalnız ve kötü biter. Tüm bunların en iyi yanı ben her sabah yine mutlu uyanabiliyorum. Tam olarak ne olduğunu bilmesemde, bi yerde, bi şekilde beni mutlu edebilen bi şey var. Ve o şey iyi ki var.


Posted via Blogaway

19 Ocak 2014 Pazar

Gitme

    Gitmeni istemiyorum sadece. Bunda uzatılıcak, üzerinde düşünülecek bi şey yok.
 
  İhtiyacım olduğunda sesini duymak, seninle kendimi güvende hissetmek istiyorum. Moralim bozukken boynunda ağlamak, mutluyken sana sarılarak mutluluğumu arttırmak istiyorum.

   Belki bencillik yapıyorum, belki de düşüncesizlik. Bunun farkındayım ama elimde değil. İnsan bi kere değer verince kopması çok zor oluyo.
    Dediğim gibi uzatılıcak bi şey değil bu. Senden zor bi şey de istemiyorum ki.

Nereye gidersen git, benden gitme.
Nerede olursan, ol benimle ol.

Bu kadar..


Posted via Blogaway

18 Aralık 2013 Çarşamba

Bazen hayatınızın erkeğini bulduğunuzu sanırsınız. Tam aradığınız özelliklerdedir. Bakışı, gülüşü, konuşması, karakteri. Hatta belki işi, arabası, evi tam istediğiniz gibidir. 
'Evet. Doğru adam bu !'
 dersin. Ama bir şeyler eksiktir, farkedersin. Kafayı yersin neyin yanlış olduğunu, nerde hata yaptığını bulmaya çalışırsın. Sanki her şey size ve ilişkinize karşı gibidir. 
Oysa ne kadar yakışıyorsunuz dimi ?
Boşlukları neyle doldurmaya çalışıyorsunuz ? Aptal küçük hediyelerle mi ? Seksle mi ? Yoksa yalanlarla mı ? Bence daha fazla uğraşmayın.
ProfiIe çok uyuyor olabilir, ama doğru insan değil.
İşte tamda bu nedenden dolayı bir şeyleri düzeltmek için boşa kürek çekmektense,  'Doğru Adam'ı bulabilmek için yolunuza devam etmelisiniz
Herkesin bir 'Bay Doğru'su vardır. Ve siz doğru olmayan insanlarla vakit kaybetmeyin.
Umudunuzu asla kaybetmeyin, doğru insan bir yerlerde sizi bekliyor.

14 Aralık 2013 Cumartesi

Her Çocuğun Büyüdüğü Bir An Vardır

           Mucizelere inanır mısınız ? Çocuklar inanır.
Bende inanırdım. 
5yaşındaydım yılbaşı arifesiydi, dedem ve babaannem bizdeydi. Ailecek bir yılbaşı kutlicaktık ve benim Noel Babadan istediğim tek şey adını Maviş koyabileceğim masmavi bir muhabbet kuşuydu. Ve dedem yani benim en büyük kahramanımın bana o istediğimi vericeğinden emindim. Uyandım yılbaşı ağacının altına baktım her zaman olduğu gibi oraya benim için sürpriz yumurta koymuştu ama sadece yumurta vardı başka hediye yoktu. İçim burkuldu hatta çok üzüldüm ama akşam hediyelerimizi verirken sürpriz yapıcak diye umut ediyordum. Akşam oldu hediyelerimizi verdik. Kuş yoktu. Onun yerine capcanlı kırmızı bir mazot almıştı bana. Tam olarak istediğimi alamasam da kahramanım beni mutlu etmeyi çok iyi biliyordu. Saat yaklaşmıştı geri sayıma başlamak için hepbirlikte balkona çıktık. 10.. 9.. 8.. Karşımda duruyordu, masmaviydi, üşümüştü. Dedemin boynuna atladım, çok sevinmiştim. Hemen kuşu alıp içeri girdim. Ona su verdim. Ben Mavişimle ilgilenirken annemle dedemin konuştuklarını duydum. Dedem kuşlar hiç bir alakası olmadığını muhtemelen evden kaçtığını ve bunun bir tesadüf olduğunu söylüyordu. O kadar mutluydum ki en çok istediğim şey olmuştu. Bana onu Noel Babanın getirdiğine inanıyordum. Ertesi gün dedemle gidip Mavişimle için kafes ve yem aldık. Çok güzel dev gibi bir kafesi vardı dedem Mavişime iyi bakarsam ona arkadaş getireceğini söyledi, zaten söylemese de gözüm gibi bakıyordum ona. O benim mucizemi. Sonra bi sabah Mavişimle konuşuyordum, kafesin kapağıni açtı birden çok şaşırmıştım. Gitti balkon demirine kondu, gitme dedim. Kafesin çok güzel, seni çok seviyorum neden gidiyorsun ki ? Ama dinlemedi. Kuş işte, uçtu gitti. Sadece bi kaç gün benimle beraberdi ama ona o kadar alışmıştım ki. Çok ağladım arkasından ama geri gelmedi. Bana iki tane kuş aldık Fıstık ve Fındık ama ikiside Mavişimin yerini tutamadı asla o kadar sevemedim onları. Dedem bunu farketti geldi benimle uzun bi konuşma yaptı.
'Bak' dedi 'o senin yılbaşı hediyendi Noel Baba onu seni mutlu etmek için yolladı ve sen çok mutluydun. Şimdi o gitti, nereye gitti biliyo musun?' Hayır anlamında başımı salladım. 'Uzakta bi yerde çok üzgün bir çocuk var ve mutlu olması gerekiyor. Maviş onu mutlu etmek için gitti.' Maviş benimle olmadığı için üzgündüm ama başka çocuklar üzülmesin diye gittiğini duyunca mutlu olmuştum. Ama o sırada tek düşündüğüm ve söylediğim şey 'ama Mavişim o kadar uzağa nasıl uçacak ki?' Dedem güldü 'Merak etme Maviş özel bir kuş ona hiç bi şey olmaz' dedi.
Yıllarca Mavişime benzeyen her mavi kuşu o sandım birilerini mutlu ettiğini düşündüm. Ta ki dedemi kaybedene kadar.
O gün dedemden nefret ettim kızdım bana verdiği bir çok söz vardı hiç birini umursamadan beni bırakıp gitmişti. Bana hep 'mucizelere inan' derdi. Bende inanırdım. Hep bir mucize olucağını dedemin geri dönüceğini düşündüm. Mucize falan olmadı, dönmedi.
Ben o gün mucizelere inanmayı bıraktım. 1 Aralık dedemin beni, benimde mucizelere inanmayı bıraktığım gün. 
O gün benim artık çocuk olmaktan çıktığım, benim büyüdüğüm gün.
Her Aralık ayının başında mucize diye bir şey olmadığını kendime tekrar tekrar söylerim. Ama ayın 31inde yine bir umutla bir mucize beklerim. Ama olmaz.
Mucizeler çocuklara özeldir.
Büyüdüğünüz gün, mucizelerden vazgeçtiğiniz gündür.

21 Mayıs 2013 Salı

Kaybetmeyin, Farkedin.


    Her şey zaten elinizden alınana kadar değersiz değil midir ? Bu sevgiliniz de olabilir, herhangi bir eşyanızda. Sadece ona sahip olmanın verdiği güvenle değersizleşir ve kaybettiğiniz anda en değerliniz haline gelir.
                      Belki de güven sadece basitleştiriyordur.
    O kadar zor olarak görülen bir olgu bir nesneye yüklendiği anda tüm değerini yitiriyordur belki de. Haklısınız. Belkilerle hayat geçmiyor.
    Onları dinlemediğimiz için yakınan insanlar mesela, sürekli akıl verenler. Yaşamadan kim neyi öğrenmiş ki, kaybetmeden kim değerini anlamış ?
    Annenizi seviyorsunuz değil mi ? Belki de her şeyden çok onu seviyorsunuz hayatınızda ki en değerli insan o. Ama annesini kaybetmiş bir insan için sizin sevginiz sizin verdğiniz değer hiçbir şeydir.
    Güven duygunuzla verdiğiniz değer doğru orantılıdır. Ama bunu farketmeniz tam ters yönde hızla ilerliyordur.
    Olay bu kadar basit aslında bir şeye sahip olursun, ona değer verirsin, o sana güven verir sonra elinden kaçar gider sende ona değer verdiğini farkedersin.
    Çabalayın.
    Size güven veren şeyler elinizde tutmak için, değer verdiğiniz şeylere bu değeri göstermek için bunu hissettirmek için çabalayın. Hoş bliyorum ki bende sizde diğer herkes gibi aynı yaşammımıza devam edicez ve kaybetmeden sahip olduklarımızın farkına varamıcaz.

16 Mayıs 2013 Perşembe

Yalnızlığımla Başbaşayım


    Yalnızlığımı sürekli geçiştiriyorum, kalabalık ortamların arasına saklıyorum, ama asla ondan kurtulamıyorum.
    Artık kimseyi sevemiyorum. Sevmek, sevişmekten daha zor geliyor. Anlamıyorum. Anlamlandıramıyorum çevrenin davranışları. Hepsi çok uzak ve bilinçsiz.
    Yoruldum.
    Yakın gözüken insanların aptallıklarından, yanımda olması gereken insanların uzaklığından yoruldum.
    Kendime vakit ayırırsam geçiceğini söylemişlerdi, her zaman olduğu gibi yine yanıldılar. Kendimle asla başbaşa kalamadım, yalnızlığım hep yanımdaydı beni hiç bırakmadı. Bana sadık olan tek şey sanırım yalnızlığımdı.
    Yalnızlık hayatınızın bir parçası haline geldiğinde yalnız kalamamaya alışıyosunuz. Şanslı olanlarınız var, bunun sahte olduğunu anlayabilicek kadar zeki olanlar. Bir de bu durumdan memnun olabilicek kadar akılsız olanlar.
    Ve bazen tanımadığınız insanların bir kaç kelimesi hayatınızı değiştirmeye yeter. O bok gibi hissettiğiniz anda duyduğunuz bir kaç kelime..
    Bir daha asla duyamıcağınız ama hep aklınızın köşesinde kalıcak olan.
    Tıpkı ilk aşkınız gibi..

17 Mart 2013 Pazar

Her Kadın Sürtüktür

'Sen ne saçmalıyosun ?' 'Sen kendine ororospu mu diyosun şimdi ?' 'Böyle bi genelleme yapamazsın.' diyen hatunlar, hatunlarımız. Daha sürtük kelimesinin anlamını bilmeyen hayatın onu nereye sürüklediğini göremeyen hatunlar. Herkesin aynı anlamda kullandığı ama çok farklı anlama gelen bi kaç kelimeyi anlatıcam size ve sizde her kadının neden sürtük olduğunu çok iyi anlıcaksınız.
Öncelikle kevaşe, bu aralar çok fazla duyduğumuz bi kelime. Kevaşe demek kötü yola düşmüş insan demektir ama daha çok bunu farkettirmeyen insanlara söylenir. Bi nevi melek yüzlü şeytan.
Mesela kaltak, hepiniz bu kelimeyi kullanmışsınızdır. Ama anlamı ne ? Kaltak demek içindeki orospuluğu bastırmış fakat zaman zaman bunu engelleyemeyen su yüzüne çıkaran ve gerçekten pişman olucağı şeyler yapmış, yapıcak olan kadınlara söylenir. Bazı kadınlar, bazen kaltaklar.
Fahişe ? Fahişeler bu işi para karşılığında yapanlardır. Seks işçisi denilen türden. Bu insanları asla yargılamayın sizde hayatınızda yanlışlar yaptınız, yanlış yapmaya zorlandınız. Onların yanlışları çok büyük sadece.
Herkesin dilinde bi orospu almış başını gidiyo zaten. Eski sevgilinin yen sevgilisi mi ? Matematik hocanız mı ? Yoksa şu asistan mı ? Dışardan bakıp onları orospu olduğunu düşünemezsiniz orospular her yerdedir. Onlarda para karşılığı seks yaparlar, onlarda yanlışlar yapmışlardır. Tıpkı fahişeler gibi. Ama orospulara para veremezsiniz. Onlara pahalı hediyeler alır, lüks mekanlarda yemeğe götürür ve hiç yaşayamicakları bi hayatı sunarsınız, onlarda sizinle seks yapar.
Son olarak her kadın sürtüktür demiştim size. Sıra sürtükte. Sürtük ne biliyo musunuz ? Sürtük çok gezen kadın demek, sürtük hafif meşrep bi kadın demek, sürtük yaşamayı bilmek demek. Her kadının özenerek izlediği dizilerde filmlerde ki o sonunda hep mutlu olan kadın demek sürtük. Sürtük bir kadın eğlenmeyi bilen bir kadındır. Bir sürtükle dışarı çıktığınızda çok eğlenirsiniz size mükemmel şeyler yaşatabilir bir kaltak gibi sizinle girdiği mekandan başkasıyla çıkmaz. Geri dönerken yine yanınızdadır. Bir kevaşe gibi duygulardan yoksun değildir, sever, üzülür, ağlar. Ama hep mutlu gözükmeye çalışır. Bir sürtük cebinde parası olmadan da cebinizde paranız olmadan da sizin yanınızda durur eğlenmenin bi yolunu bulur. Sürtüklerin tek sorunu ne biliyo musunuz ? Belki de tek yanlışları.. Sürtükler gerçek dünyadan kaçarlar. Sürtüklerin ayakları yere basmaz. Sürtükler kendi dünyalarında yaşarlar. Ve sizde sakın bu oyunu bozmayın.